Trakya’da istila değil yangın var: Tırtıla karşı drone seferberliği

Trakya’da binlerce dekar alanda ekili ayçiçeği tarlalarını istila eden çayır tırtılları istilasını sürdürüyor. Tırtıllar, İstanbul Çatalca’daki tarlalara da zarar verdi. Yeşil yapraklarını yiyerek ayçiçeğin gelişimini engelleyen çayır tırtılları, tarlalara önemli ölçüde hasar veriyor.

İstanbul ‘da Çatalca Nakkaş Mahallesi’nde yaklaşık 20 gün önce ayçiçeği tarlaları çevresinde kelebek sayısının arttığı gözlendi. Bunun ardından gelen tırtıl istilası, tarlalarda büyük tahribat yarattı. Hatta binlerce tırtılın sardığı traktörler görünmez hale geldi.

Tırtıl istilası, Bilecik, Eskişehir ve Çanakkale’de de etkili olmaya başladı.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil, dün Kırklareli’nde çayır tırtıllarının etkili olduğu tarlalarda incelemelerde bulunup “Edirne ve Kırklareli’nde çayır tırtılı sorununu hemen hemen bitti diyebiliriz” açıklaması yaptı.

Gıda krizinin konuşulduğu ve ayçiçeği yağı fiyatlarının rekor kırdığı bir dönemde yaşanan istila, birçok soruyu da beraberinde getirdi.

Odatv, hem Trakya’da ayçiçeği üreticisi olan, hem siyasetçi, hem de hukukçu olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın’a ulaştı.

Mehmet Tolga Akalın, bölgede uzun yıllardır ayçiçeği tarlalarını ekip biçiyor. Yıllarca böcek istilalarıyla mücadele emiş bir çiftçi… Bu yılki çayır tırtılı istilasında ise aldığı önlemler sayesinde, tarlaları etkilenmedi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın ile tırtıl istilasını, son durumu, neler yaşandığını ve çözümleri üzerine konuştuk.

TRAKYA’DA ASLINDA BİR YANGIN VAR

– Bölgede yaşanan istilayı nasıl özetlersiniz?

Mehmet Tolga Akalın: Bu sürecin bize gösterdiği birincil husus şu, bir siyasi olarak değil de, bir üretici olarak görüşlerimi aktarıyorum; devletimiz, kendi sınırlarının içerisine düşman geldiğinde ne yapacağını biliyor, Silahlı Kuvvetleri var, karşı mukavemet gösterebiliyor. Ormanları yandığında da ne yapacağını biliyor, ama tarımsal alanlarda bir biyolojik mücadeleyle ilgili devletin hiçbir hazırlığı olmadığını bu süreç gösteriyor. 16-22 gün bu sürecin toplamı, biyolojik anlamda kendisini imha etmesi için öngörülen süre…

Trakya’da aslında yaşanan şu, bir orman yangını olduğunu düşünün, tüm Trakya’da orman yangınlarının birçok bölgede başladığını düşünün, ancak bu yangına müdahale eden bir tane uçak olmadığını, doğru düzgün herhangi bir helikopter olmadığını, halkın elindeki 3 tonluk su tankerleriyle onları arazöz yapıp bu yangını söndürmeye çalıştığını düşünün. Aslında olan, yaşanan şey bu…

BAKAN’IN AÇIKLAMALARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR

– Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil’in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bakan yardımcısının bölgeye gidip yaptığı açıklama, çok talihsiz bir beyanat…

Bir milyon altı yüz dönüm yer olduğunu, tırtıl istilasının etkili olduğu alanın yetmiş bin dönüm olduğunu ifade etmiş. Bu rakamlar gerçeği yansıtmıyor.

Meselenin şöyle bir boyutu var, bu bilinmiyor, biyolojik takip modeli yok sistemde. Yani, uydular üzerinden, o yeşil doku ve yeşil örtüdeki azalmaları görebilirsiniz.

Ne bir biyolojik takip yapılabiliyor teknik anlamda, ne de yer takibi…

Sahada bir devlet memurunun ya da muhtarın verdiği bilgi üzerinden veri topluyorlar.

İPSALA’DA İLAÇLAMA UÇAKLARI YATIYOR

– İlaçlamalar etkili oldu mu?

Bu tür çayır tırtıllarıyla ilgili bir tane ruhsatlı ilaç var sistemde. İlaçlarla ilgili önerilerde de ilginç bir kargaşa yaşandı. Herkes farklı ilaçlarla ilgili öneriler yaptı. Bir kamu otoritesi nitelikli olarak bununla ilgili ‘şu standartlarda bir ilaçlama yapılması lazım’ dahi diyemedi. Bu da önemli meselelerden bir tanesi…

Bir başka önemli mesele ise faydalı böcek ve arı katliamı…

İlaçlamaların gün batımında ve doğru dozda yapılması gerekiyordu. Gündüz yapılan ilaç uygulamaları nedeniyle arı katliamları yapıldı.

Bundan 20 sene önce Trakya’da ve Türkiye’nin tamamında, teknik anlamda zararını bir kenara bırakıyorum, devletimiz, dönemin hükümetleri çok rahat bir şekilde süne mücadelesini uçaklarla yapıyorlardı. Yani, Türkiye’de bugün yüzlerce ilaçlama uçağı var, fakat bir kriz durumunda alınması gereken tedbirler nelerdir, bir mevzuat alt yapı eksikliğinin de olduğunu düşünüyorum.

20 sene önce süne mücadelesini uçaklarla yapan bir Türkiye, bugün aynı uçakları alıp -ki çok daha gelişmişleri geldi- ilaçlama yapamıyor. İpsala’da ilaçlama uçakları yatıyor, kimsenin onları çağırdığı yok.

İlaçlar ‘kontak etkili’ ve ‘sistemik etkili’ olmak üzere ikiye ayrılır. Sistemik etkili ilaçlarda yeşili yediği anda zehri içine alır. Kontak etkili ilaçlar ise gördüğünde vurur. Bu konuyla ilgili bile bir yönlendirme yok. Daha sistemik etkili ilaçlar kullandırılıp bitki özsuyunu alıp koruyucu işler yapılabilirdi. Burada da tarlanın tamamına değil, tarlaya kenardan girecekleri için, 15 metre kanat açarak çevreyi bir defa ilaçlayarak tarlayı koruma imkanınız olurdu. Böylece faydalı böcekler de arılar da korunurdu. Birçok uygulama imanı var, biz bunları kendi çiftçilik uygulamalarımızda yapmaya çalıştık. Ben bireysel bir çiftçi olarak uygulamalarımızı bu şekilde yaptırdım.

LARVA DÖNEMLERİNDEYKEN BU RİSKLER TESPİT EDİLEBİLİR

– Sizce tırtıl istilasıyla nasıl mücadele edilmeli?

İklim değişikliklerinin üzerinden, daha bunlar larva dönemlerindeyken bu riskler tespit edilebilir. Bu biyolojik takipleri yapan modellerin geliştirilmesi gerekiyor. Daha larva dönemindeyken, çok basit çevre ilaçlamalarıyla, ana ürüne girmeden bu sorun ortadan kaldırılabilir, ama bu yönde de bir hassasiyet yok.

Çayır tırtılı çok hızlı yayılıyor. Bir tarlaya girdiklerinde, bir gün o tarlada kaldıklarında, o tarladan ürün almak artık mümkün hale gelmiyor. Çok ağır bir tahribat yapıyorlar. Bazı tahribatlar vardır, yüzde 10, yüzde 20 oranında zarar verir ve gider; bu öyle değil. Bu yok edici bir tahribat yapıyor.

Trakya’daki bu tırtıl hadisesi, yarınlara ilişkin bir biyolojik afetle ilgili bize bir mücadele konsepti geliştirme tecrübesini en azından vermeli.

Bu saatten sonra çayır tırtılının kendi biyolojik ömrünü ikmal etmesini bekliyoruz. O da 16-22 günde toplam bitiyor. Bugünlerde pik noktalarının bittiği tahmin ediliyor.

DEVLETİN KURUMLARI KİMLERDE DRONE OLDUĞUNU BİLİYOR

– Çiftçiler drone ile ilaçlama yaptırmak için sıraya girdi. Bu konuda neden sorun yaşandı?

Ben drone ile ilaçlama yaptırdım. Bölgede aslında ciddi anlamda drone var. Bir savaş durumunda ülkedeki bütün ciplere el koyuyorsunuz değil mi? Seferberlik durumlarında, ihtiyacınız varsa bütün iş makinelerine el koyuyorsunuz. Çiftçi, bireysel olarak drone kiralayıp ilaçlama yapıyor. Drone ile ilaçlama yapan kişileri tespit edip maliyetlerinin bütçeden karşılanıp bunların ilaçlamasını devletin yapması gerekirdi. Drone sahiplerini siz ruhsatlandırıyorsunuz, siz yetkilendiriyorsunuz. Devletin kurumları kimlerde drone olduğunu biliyor. Bunlara uçuş belgesi, uçuş izni veriyor. Tek merkezden kontrol edilmesi halinde en etkili mücadele yöntemlerinden biri drone olabilirdi, ama bu da kullanılamadı. Vatandaş bireysel olarak drone kiralamak için sıraya girdi, bekledi. Bu da etkili bir sonuç ortaya koyamadı.

Caner Taşpınar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.